Ozan's profileozan gökçenPhotosBlogListsMore Tools Help

    WebsiteSpark

    Microsoft WebsiteSpark Programı ile profesyonel web uygulama geliştiricilerine ve tasarımcılarına yepyeni bir pencere açıyor. 10 çalışana kadar elemanı olan web tasarım ve yazılım şirketleri ile kurucuları WebsiteSpark Programı’na üç yıllığına herhangi bir maliyet üstlenmeden katılabilecekler. Üye firmalar, Microsoft web tasarım ve yazılım geliştirme teknolojilerine erişim hakkının yanısıra teknik destek, çevrimiçi eğitimlerden yararlanabiliyor:    

    -       Visual Studio 2008 Professional Edition’dan, 3 lisans

    -       Expression Web 3’den, 2 lisans

    -       Expression Studio 3’den, 1 lisans

    -       Windows Web Server 2008 R2’nin, 4 işlemci lisansı

    -       SQL Server 2008 Web Edition’ın, 4 işlemci lisansı  

    -       Üçüncü parti web sitesi kontrol paneli DotNetPanel’i de ücretsiz kullanım  

    -       2 teknik destek hakkı ve MSDN sitesindeki teknik bilgi ve danışmanlık sunan tartışma gruplarına sınırsız erişim

    -       Microsoft’un web şirketleri ekosistemindeki iş ortakları, müşterileri ve tamamlayıcı servisleri ve teknolojilerinden oluşan topluluğa erişim olanağı ve program üyesi hoster firmalarının sunduğu özel olanaklardan yararlanma

    Üye firmalar, yazılım ve hizmetlerini WebsiteSpark Market online pazaryerinde sunarak, müşteri potansiyelini genişletme olanağı da bulacak.

    Hazır | Blog

    Merhaba ,

    Windows 7 lansmanını diğer Windows lansmanlarından farklı bir şekilde yapıyoruz.

    Projemizin detayı şöyle: ;

    Faz 1: 26 Eylül - 9 Ekim tarihleri arasında deney7.com sitesinden 2 kişi arıyoruz, bu 2 kişi Faz 2'de yani 16-22 Ekim tarihleri arasında ev şeklinde döşenmiş, bir yere  yerleştirilecekler. 7 gün boyunca 77 görevi tüm Türkiye onları İnternet üzerinden canlı izlerken tamamlamaya çalışacaklar.Tabii ki siz kullanıcıların ve takipçilerinin yardımıyla... Bu görevler neler mi ? Mesela Facebook Fan Page'i kurup Fan sayısını 10.000’e çıkartmak veya takipçilerinin yardımıyla bir puzzle çözmek ya da sürpriz bir hediye için tüm İnternet’i seferber etmek!

    Bunun sonunda ne mi kazanılacak? Tam 20.000 TL!!! Onları takip eden, onlara yardım eden kullanıcılarda, laptop, Windows 7 lisansları, USB stickler gibi yüzlerce hediye kazannma şansı elde edecekler.

    Tüm bunları kazanmak için katılımcıların yapması gereken tek şey, neden onları seçmemiz gerektiğini anlatan bir video hazırlamak ve siteye yüklemek. Eğer isterlerse fotoğraf ve bir paragrafla da başvurabilir ama videonun etkisi çok daha yüksek olacaktır

    Önümüzdeki hafta içinde TV reklamı, radyo spotu, gazete ilanlarımız ve bol bol bannerlarımızla kampanyayı desteklemeye başlayacağız.

    Üzerinde uzunca süredir çalıştığımız projemiz için sizden destek bekliyorum.

    Sitemiz açık ( www.deney7.com ) Deney7'ye hoşgeldiniz ve destekleriniz için şimdiden teşekkürler!

     

    Değişin ve Sonuçlarına Bakın


    Bir toplumun değerlerini, o toplumun aldığı eğitim kadar iyi yansıtan
    başka bir kurum zor bulunur.


    DEĞERLER   KENDİLERİNİ yalnızca bir kuruluşun ne oldu­ğu ya da neler yaptığı ile değil, nasıl çalıştığı ile de gösterirler. Çok sayıda kuruluş, ürün ve hizmetlerinin kalitesi konusunda giderek daha fazla sorumlu­luk hissederken yüksek öğretim de de­ğişime, iyileşmeye ve sonuçlara değer vermeyi öğrenmelidir.

    Biz Indiana University Southeast bünyesinde, değişim güçlerinin bir dö­nüşümü hızlandırmakta olduğunu gide­rek daha fazla hissediyoruz. Öğrenciler, üniversite ve yüksek okul seçiminde daha ayrımcı oluyor ve seçtikleri okul­lardan da daha fazla şey istiyorlar. Fi­nansman kaynaklan ile kriterleri değişi­yor. Daha ileri düzeyde eğitime yönel­mede ise bir rekabet söz konusu olma­ya başlıyor. Bizim bu durumda yaptığı­mız, ilk şey, müşteri odaklı ve hizmetin kalitesine dayalı bir girişim başlatmak oldu. Yaptığımız kapsamlı planlamanın ve planımızı ödünsüz uygulamamızın sonuçları ise çok cesaret verici: çalışan­larımız ve öğrencilerimiz hizmet ve des­tek birimlerimizde önemli iyileşmeler gerçekleştiğini bildiriyorlar.

    Yedi Ders

    Yaşadıklarımızdan değişim konusun­da yedi önemli ders çıkarılabilir:

    1. Vizyon yeterli değildir. Odak­lanma, yönlendirme ve hız verme iş­lemleri en tepede başlayabilir; ancak uygulama ve hız kesmeden devam et­meye  yönelik çalışmalar daha aşağıdaki düzeylerde gerçekleşmelidir. Üst dü­zey yöneticilere sonuçlar konusunda so­rumluluk verilmez ve sonuçlar elde edil­mediğinde kendilerinden hesap sorul-mazsa, en iyi vizyon bile yalnızca bir vizyon olarak kalacaktır. Bizim olayımız­da biz rektör yardımcıları ile kendilerini bu işe adamış kişilerden oluşan bir kali­teli hizmet ve kadro geliştirme komitesi­ne vizyonumuzu gerçeğe dönüştürme işini verdik. Rektörün ve yardımcılarının 'ortalıkta dolaşması', hizmet kalitesinin normal ve beklenen bir parçası haline getirildi. Bunda amaç, ön saflarda çalı­şanların vizyonu uygulama konusunda desteklenmelerini sağlamaktı.

    2. İnsanları değil sistemleri değiş­tirin. Çalışanların tepkisi olarak nitele­nen bir durum, gerçekte operasyonel ve sisteme ilişkin kısıtlamalara verilen doğal bir yanıt olabilir. Bizim amacımız bu kı­sıtlamaları ortadan kaldırmak ve ortamı hizmet kalitesi hedefleri ile uyumlu hale getirmekti. Rektör yardımcıları bu amacı gerçekleştirmeye yönelik bir plan hazır­ladılar. Plan, dokuz kilit sürecin (ileti­şim, eğitim, teşvikler, kaynak dağılımı, güç dağılımı, ölçüm, danışmanlık-destek ve geribildirim, pekiştirme ve sorumlu­luk, eleman seçme ve yerleştirme) hizmet kalitesi hedeflerimizle uyumunu sağladı.

    3- Herkesi gemiye almaya çalış­mayın. Zaman  ve kaynaklar sınırlıdır. Bunları değişime susamış ve onu ger­çekleştirebilme becerisine sahip olanları kayıracak şekilde kullanın. 'Hemen baş­layabilecek' olanlarla, kenarda bekleyen ve kazanabileceğiniz kişilere odaklanın. Ortam nasıl olursa olsun değişime karşı çıkanları ikna etmek, zorlamak ya da tatlılıkla yola getirmek için fazla çaba harcamayın. Yapmanız gereken, kurulu­şu ileriye götürebilecek anahtar bir kitle oluşturmaktır.

    4. Aşamalar halinde ilerleyin. Za­man ve kaynakların sınırlı olduğunu dikkate alarak, geniş tabanlı bir girişimi aşamalar halinde sürdürmek mantıklı olacaktır. Biz, her departmanın, hizmet kalitesi projemizin bir parçasını üstlen­mesini planladığımız zaman ne kadar


    başarılı olabileceklerine, başarılarının beklenen etkilerine ve bu etkilerin üni­versite çapında ne kadar görünür olacak­larına bakarak işe sırayla başlamalarına karar verdik ve sıralarını belirledik. Çalış­maların hızını yitirmemesi için gözle gö­rünür başarıları belgelemek istedik.

    5. Kişisel yararları dile getirin. Her yeni başlayan işte olduğu gibi insan­lar, 'Bunun bana ne yararı olacak?' so­rusunu soracaklardır. Onları yeni iş yap­ma biçiminin yaşamlarını ne kadar iyileş­tireceği konusunda erkenden ve sık sık bilgilendirin. Belki işlerinde daha etkili olabilecekler ya da gereksiz işlerden kur­tulacaklardır. Belki öfkeli müşterilerin sa­yısı azalacağından kendileri de daha az stres yaşayacaklardır. Ya da belki daha iyi ekip çalışmaları, daha iyi işbirlikleri yapabilecekler; işlerinden daha büyük tatmin duyacaklardır. Değişimin nedenle­rinin anlamlı olabilmesi için sonuçlarının kişisel düzeyde olması gerekir.

    6. 'Müşteri' sözcüğünü dikkatli kullanın. Yüksek öğretim kurumlarında-kilere öğrencileri için 'müşteri' sözcüğü­nü kullanmalarını söylediğinizde, akıllara aşırı istekleri olan, kavgacı ve ne yapılsa memnun edilemeyecek bir tip gelecektir. Öğrencileri birer müşteri olarak görmek pek çok kimse için dehşet vericidir ama bu gereksiz bir paniktir. Öğrencileri birer 'müşteri'olarak görmek akıl hastalarının akıl hastanesini ele geçirmelerine izin vermek anlamına gelmez. "Müşteri her zaman haklıdır" ya da ne olursa olsun gereksinimlerini her zaman karşılayabili­riz veya karşılamak zorundayız demek de değildir. Bunun anlamı, üniversitele­rin daha hizmet odaklı olması gerektiği ve yetersiz hizmet için bugüne kadar ile­ri sürülen ve kabul görmüş mazeretlerin artık hoş görülemeyeceğidir.

    7. Sözler — hareket = sıfır. Yaşaya­cağınız bir güçlük ele, en iyi yaklaşımı uygulamaya çalışmanın bir şeyi gerçek­ten yapmayı engellememesini sağlamak olacaktır. Başarıya giden pek çok yol vardır ama bunların hepsi de hareket ge­rektirir. Biz de sonuç elde etmek istedik. Bunun anlamı, iyi yürütülen sağlam bir planın, yetersiz uygulanan (ya da hiçbir zaman yaşama geçirilemeyen) harika bir plandan daha üstün olduğu gerçeğini kabul etmekti.

    Bir kuruluş farklı çalıştığı zaman insanlar da farklı düşünür, farklı hisseder ve farklı davranırlar. Aynı şeyi başkalarında da görür ve hissederler. Değişimin
    en iyi kanıtı bunu gerçekleştirenlerin sözlerindedir.                                    

    EE 

    Michael J. Canic, konuşmacı, yazar ve Edge Consulting Services'in başkanıdır. F. C. Richardson, Indiana University Southeast'in rektörüdür.

    Şans

    Profesör Richard Wiseman (The Luck Factor) Hertfordshire Üniversitesi, Neden bazı insanlar inanılmaz derecede şanslıyken, diğerleri hak ettikleri olanaklara asla sahip olamaz?
    Bir psikolog, yanıtı bulduğunu soyluyor."10 yıl önce, sansı araştırmaya başladım. Neden bazı insanların hep doğru zamanda doğru yerde olduğunu, diğerlerinin ise sürekli olarak şanssızlıklarla boğuştuğunu merak ediyordum. Ulusal gazetelere ilan vererek kendilerini her zaman şanslı ya da şanssız hisseden insanların benimle temasa geçmelerini rica ettim.
    Yüzlerce sıra dışı erkek ve kadın, araştırmam için gönüllü oldu. Yıllar boyunca, onlarla söyleşiler yaptım; yaşamlarını gözlemledim ve deneylere katılmalarını sağladım. Sonuçlar gösteriyor ki insanlar, neden şanslı ya da şanssız olduklarını tam olarak bilemeseler de düşünceleri ve davranışları, bu durumu büyük ölçüde açıklıyor.
    Bir şans ya da bir fırsat gibi görünen durumları düşünelim. Şanslı insanların bu tur fırsatlarla sürekli karsılaşmalarına karşılık, şanssız insanlar bunlarla his karsılaşmazlar. Bu durumun, insanların söz konusu fırsatları fark etme yetenekleri arasındaki   farklılıklardan mi kaynaklandığını bulmak için basit bir deney yaptım.
    Hem şanslı, hem de şanssız insanlara bir gazete verdim ve onlardan gazeteyi iyice inceleyip içinde ne kadar fotoğraf olduğunu bana söylemelerini istedim. Gazetenin ortalarında bir yere, üzerinde su not yazılı olan büyük bir mesaj yerleştirdim:
    "Deney görevlisine bunu gördüğünüzü söyleyin; 250 dolar kazanın." Bu mesaj, sayfanın yarısını kaplıyordu ve yüksekliği 5 cm'in üzerinde olan bir fontla yazılmıştı.
    Herkesin yüzünü sabit bakışlarla süzüyordum. Şanssız insanlar, bunu fark edemezlerken, şanslı insanlar hemen fark ettiler.
    Şanssız insanlar, genel olarak şanslı insanlardan daha gergindirler. Bu endişeli ruh hali, beklenmeyeni fark etme yeteneklerine zarar verir.
    Sonuç olarak, fırsatları kaçırırlar; çünkü başka bir şeyi aramaya aşırı odaklanmışlardır. Partilere, mükemmel eslerini bulma düşüncesiyle giderler; bu yüzden de iyi arkadaşlar edinme fırsatlarını kaçırırlar.
    Belli is ilanlarını bulmaya kararlı bir bicimde gazeteleri incelerler ve diğer is olanaklarını kaçırırlar.
    Şanslı insanlar, daha rahat ve açıktırlar. Dolayısıyla, yalnızca aradıklarını değil, orada ne olduğunu da görürler.
    Araştırmam, sonuç olarak sunu gösterdi:
    Şanslı insanlar, dört ilke sayesinde şanslarını yaratırlar. Şans fırsatlarını yaratma ve fark etme konusunda beceriklidirler; sezgilerini dinleyerek şanslı kararlar verebilirler; olumlu beklentiler sayesinde doğru çıkan tahminlerde bulunurlar ve şanssızlığı şansa dönüştüren esnek bir yaklaşım benimserler.
    Çalışmanın sonuna doğru, bu ilkelerin, şansı yaratmada kullanılıp kullanılamayacağını merak ettim. Bir grup gönüllüden, bir ay boyunca, şanslı bir insan gibi düşünüp davranmaya yardımcı olacak egzersizler yapmasını istedim. Çarpıcı Sonuçlar Bu egzersizler, şans fırsatlarını fark etmeleri, sezgilerini dinlemeleri, şanslı olmayı ummaları ve şanssızlığa karsı daha esnek olmalarında onlara yardımcı oldu.
    Gönüllüler, bir ay sonra dondu ve neler olduğunu anlattılar. Sonuçlar, çarpıcıydı:
    Bu insanların % 80'i, artik daha mutluydu; yaşamında daha çok tatmin oluyordu ve belki de en önemlisi, daha şanslıydı.
    Sonuç olarak, asla akla gelmeyecek "şans faktörü”nü bulmuştum. Aşağıda, Profesör Wiseman'in şanslı olmak isin önerdiği dört temel ipucu bulunuyor:
    * İçsel sezgilerinizi dinleyin; normalde doğru çıkarlar.
    * Yeni deneyimlere ve normal rutininizi bozmaya açık olun.
    * Her gün birkaç dakikanızı iyi giden şeyleri hatırlayarak geçirin.
    * Önemli bir toplantı ya da telefon görüşmesi öncesinde kendinizi
    * şanslı olarak hayal edin.
    Şans, çoğu zaman, doğru çıkan bir tahmindir."